
Yorgun insan...
Av. Yusuf Akın yazdı; Yorgun insan...
Her güzel kitabı okumuş, içi koca bir yorgunluk.
Telaşlı sabahlarda hüküm süren dev durgunluk.
Aydınlık yüzünü sürse bir demir ray parçasına.
İçi buzula döner, yüreğinde bir kutup varcasına.
Şimdi yorgun bir kısrağın yanında, küçük seyis.
Yalar yutar tüm otları, mezhebinde yok bir beis.
Üç günlük dünya, çıkardığı ses gergedan gerisi.
Onun için hak adalet boş, varsa yoksa öteberisi.
Kalbur gibi bir kalp, ne atsan bağırsağına düşer.
Gündüzü rahmet okutur, geceleyin şer oğlu şer.
Dilenir insan, şefkat, merhamet zora düşünce.
Görmez gözü rahatta, kamu malına üşüşünce.
Kim der ki insan, güya üstün mahlukatın hası.
Başka canlar taş yesin, almalı dolu gümüş tası.
Biter bir gün her güzel şey, bal yemekten bıkar.
Bir avuç beyaz bitki çiçeği, son açık yerini tıkar.
Uyuşur milyar nöron, görünce ihtiras nesnesini.
Kim bilebilir sabiyi, kimse suçlamasın ebesini.
Doğar insan, bu küreye her fani gibi cısçıplak.
Leylekler daha vefakar, insancıklar hep lak lak.
Bilir bilgeler, her etin içine ruh mahmuzlanmaz.
Eti ruhsuz olanın, ne yüzü ne de kalbi arlanmaz.
Çıksa tekrar açık huzura, yine milyon söz verir.
Kendi heybesindekine yanmaz, başkalarını yerir.
Bilge insan, insanlıkta ve iyilikte asla yorulmaz.
Bilgelik şanıdır güzel insanın, nedeni sorulmaz.